Mert YILMAZOtomobil dünyası Paris’te geleceğini arıyor. Herkes daha sessiz, daha dijital ve daha elektrikli. Peki bütün bu teknoloji yarışında otomobil dediğimiz nesnenin kendisini ne zaman konuşacağız?Bir zamanlar otomobil fuarına gitmek demek, insanın kendisini birkaç saatliğine çocuk gibi hissetmesi demekti. Hayranlıkla baktığınız otomobiller, duvarınıza asmak isteyeceğiniz posterler, kapısını açıp koltuğuna oturmayı hayal ettiğiniz spor modeller vardı. Bir de henüz seri üretime geçmese bile size otomobil dünyasının nereye gideceğini düşündüren konseptler…Bugün de konsept otomobiller ve hayaller var. Fakat hayallerin önemli bir kısmı artık dev ekranlar, yapay zekâ, yazılım güncellemeleri ve batarya teknolojileri etrafında şekilleniyor. Paris Otomobil Fuarı’ndaki yeniliklere bakarken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu bir otomobil fuarı mı, yoksa dünyanın en büyük şarj teknolojileri sergisi mi?Elektrikli otomobiller elbette kötü değil. Otomobilin yalnızca elektrikli olması da bir sorun değil. Sorun, bütün otomobillerin aynı gelecek sunumunun farklı gövdelerle karşımıza çıkması.Herkesin menzili var, peki karakteri nerede?Otomobil üreticilerinin sunumlarını dinlediğinizde tablo aşağı yukarı belli. Daha uzun menzil, daha hızlı şarj, daha büyük ekran, daha gelişmiş bağlantı özellikleri… Birkaç yıl önce beygir gücü ve 0-100 km/s hızlanma değerleriyle başlayan sohbet, bugün batarya kapasitesi ve şarj eğrileriyle devam ediyor. Bunlar tabii ki önemli. Otomobilini her gün kullanan insanın menzil kaygısı yaşamaması, makul sürede şarj edebilmesi ve parasının karşılığını alması gerekiyor. Teknolojiyi küçümseyecek değiliz.FIAT MULTIPLAYAma 600 kilometre menzil sunan iki otomobilin birbirinden neden farklı olduğunu da konuşabilmeliyiz. Direksiyonun tepkisi, süspansiyonun karakteri, gövdenin hareketleri, yol tutuşu, sürücünün otomobille kurduğu ilişki… Bunların hepsi hâlâ önemli değil mi Yoksa otomobil artık bizi A noktasından B noktasına götüren, arada da Netflix seyredebildiğiniz dört tekerlekli bir elektronik cihaz mı?Üstelik ekran büyüklüğü konusunda da bir noktada durmak gerekiyor. Otomobilin içine televizyon yerleştirmek, onu kendiliğinden daha iyi otomobil yapmıyor. Bazen sürüş sırasında ihtiyacımız olan en gelişmiş teknoloji, menüler arasında kaybolmadan klimayı ayarlayabilmek olabilir.Çin geldi, Avrupa aynaya bakıyorParis’in bu yılki önemli başlıklarından biri de Çinli üreticilerin artan ağırlığı. Reuters’ın fuar öncesindeki haberine göre 20 Çinli otomobil markasının katılımı, iki yıl önceki fuara kıyasla ciddi bir genişlemeye işaret ediyor. Bu, Avrupa otomotiv endüstrisinin artık görmezden gelemeyeceği bir rekabet. Çinli üreticiler yalnızca uygun fiyatlı otomobillerle gelmiyor. Elektrifikasyon, dijital teknolojiler ve donanım konusunda da iddialılar. Avrupa’nın köklü markaları ise bir yandan maliyetleri düşürmeye, diğer yandan geçmişte yarattıkları marka değerini korumaya çalışıyor.DS F3VERBurada biraz ironik bir durum var. Otomobilin icadından bu yana mühendislik, tasarım ve üretim konusunda dünyaya yön veren Avrupa, şimdi elektrikli otomobil yarışında bazı rakiplerinden ders almak zorunda. Ama Avrupa’nın elinde hâlâ çok önemli bir avantaj bulunuyor: otomobil kültürü… Renault’nun, Citroen’in, Peugeot’nun ya da Alfa Romeo’nun geçmişi yalnızca eski modellerden oluşan bir arşiv değil. Bu markalar farklı tasarımlar, farklı sürüş karakterleri ve kendilerine özgü bir yaklaşım geliştirdikleri için hafızalarda yer etti.Citroen 2CV gibi simgelerin modern yorumlarla geri dönmesi de bu yüzden anlamlı. Ancak geçmişin efsanelerini elektrikli bir platforma taşımak tek başına yeterli değil. O otomobilin neden bir efsane olduğunu anlayabilmek ve bunu yeni modelde farklı bir biçimde yaşatabilmek gerekiyor. Yoksa retro farlar, nostaljik bir isim ve büyük bir dokunmatik ekranla geçmişi yeniden yaratabileceğimizi sanırız.smart #2Elektrikli otomobilin suçu ne?Aslında elektrikli otomobillerin burada pek bir suçu yok. Elektrik motorunun anlık torku, düşük ağırlık merkezi ve sessiz çalışma karakteri doğru kullanıldığında son derece keyifli otomobiller ortaya çıkabiliyor. Elektrikli bir otomobilin sürüş dinamiklerini başarılı bulmak için benzinli motorları sevmekten vazgeçmek de gerekmiyor. Mesele, otomobil dünyasının bütün sorunlarını tek bir teknolojiyle çözeceğini düşünmesi.Elektrikli otomobillerin yaygınlaşması; fiyat, şarj altyapısı, kullanım alışkanlıkları ve enerji kaynakları gibi başlıklarla birlikte değerlendirilmeli. Herkesin ihtiyacı aynı değil. Şehir içinde kısa mesafeler yapan bir sürücüyle yılda on binlerce kilometre yol yapan, kırsalda yaşayan ya da otomobilini uzun yol ve sürüş keyfi için kullanan birinin beklentileri birbirinden farklı.CITROEN 2 CV FOURGONETTEBuna rağmen geleceğin tek bir otomobil türünden ibaretmiş gibi sunulması, sektörün çeşitlilik konusundaki iddiasıyla çelişiyor. Oysa iyi bir otomobilin tanımı yalnızca motorunun türüyle yapılmaz. Fiyatıyla, tasarımıyla, kullanım kolaylığıyla, güvenliğiyle ve sürüş karakteriyle yapılır. Bir otomobilin elektrikli olması onu otomatik olarak çağdaş, içten yanmalı olması da kendiliğinden demode yapmaz. Çağdaşlık, tüketicinin gerçek ihtiyacına doğru yanıt verebilmekte yatıyor.Otomobil biraz da heyecan demektiYaklaşık 30 yıldır otomobil test eden biri olarak beni hâlâ heyecanlandıran şey, teknik özelliklerin ötesinde bir karaktere sahip otomobillerle karşılaşmak. Bazen bu, kusursuz bir direksiyon hissi oluyor. Bazen yüksek devirde çalışan bir motorun sesi, bazen virajdaki kontrolü… Bazen de hiçbir iddiası olmayan küçük bir otomobilin insana verdiği samimi sürüş keyfi.Bunların hepsi geçmişte kaldı demiyorum. Hatta yeni teknolojilerle çok daha fazlasını yapabileceğimize inanıyorum. Fakat otomobilin duygusal tarafını gereksiz bir nostalji olarak görmeye başlarsak, geriye son derece verimli ama birbirine benzeyen makineler kalabilir. Bir otomobil fuarının görevi yalnızca geleceğin teknolojisini göstermek değil, geleceğin otomobilleri için heyecan yaratmak da olmalı.Çünkü insanlar otomobilleri sadece şarj süreleri için satın almıyor. Bir kısmı tasarımına âşık oluyor, bir kısmı performansını seviyor, bir kısmı da çocukluğundan beri hayalini kurduğu markaya kavuşmak istiyor. Menzil tablosu etkileyebilir. Fakat hayal kurduran şey her zaman bir teknik veri değildir.RENAULT E-SPACEParis’te gördüğümüz elektrikli gelecek elbette hayatımızın önemli bir parçası olacak. Çinli üreticilerin rekabeti artırması, Avrupalı markaların kendilerini yenilemek zorunda kalması ve daha ulaşılabilir otomobillerin geliştirilmesi de sektör adına olumlu gelişmeler. Yine de fuardan sonra aklımızda tek bir soru kalıyor: Geleceğin otomobilleri daha hızlı şarj olabilir, daha uzun yol gidebilir ve bizimle daha akıllı konuşabilir. Peki içlerinden biri, arkamıza dönüp son kez bakmamızı sağlayacak kadar özel olabilecek mi? Yoksa otomobil dünyası geleceğe doğru giderken, biraz da ruhunu şarj istasyonunda mı bırakacak?Beygir gücü artık mesele değilElektrikli otomobil çağında yüksek güç üretmek de eskisi kadar büyük bir mühendislik gösterisi değil. İçten yanmalı bir motordan yüzlerce beygir güç elde etmek ve performanslı bir otomobil üretmek için motorun tasarımından turbo sistemine, soğutmasından şanzımanına kadar pek çok bileşen üzerinde ciddi bir mühendislik çalışması gerekirken elektrik motorlarıyla çok yüksek güçlere ulaşmak görece daha kolay. Batarya, inverter, soğutma ve yazılım tarafında elbette çözülmesi gereken zorlu sorunlar var ancak ortaya çıkan performansın otomobile aktarılması, geleneksel anlamda motor geliştirme zorunluluğunu önemli ölçüde değiştiriyor.ALPINE A310 CONCEPTBöylece geçmişte yalnızca belirli markaların uzmanlığıyla özdeşleşen hızlanma değerleri, çok daha geniş bir üretici kitlesinin ulaşabildiği bir hedefe dönüşüyor. Birkaç yıl önce 500-600 beygirlik bir otomobil geliştirmek başlı başına bir mühendislik iddiasıyken bugün yeni bir marka, güçlü elektrik motorları ve uygun bir batarya sistemiyle çok kısa sürede etkileyici performans rakamları açıklayabiliyor. Ama otomobili gerçekten iyi yapan şey, yalnızca tekerleklere kaç beygir gönderdiğiniz değil, o gücü zemine ne kadar iyi aktardığınızdır. Direksiyon hissi, fren performansı, yüksek hız kararlılığı, şasi dengesi ve sürücünün otomobille kurduğu ilişki hâlâ ciddi uzmanlık gerektiriyor.Kısacası, elektrikli otomobil çağında hızlanmak kolaylaşırken gerçekten iyi bir otomobil yapmak hâlâ zor. Herkes otomobilini 100 km/s hıza üç saniyede ulaştırabilir; mesele, o üç saniyeden sonra sürücüsüne ne hissettirdiği.